16 Nisan 2009 Perşembe

Şarkı yarışmasının sesi duyulmuyor

Yozgat Valiliği, Temmuz ayında gerçekleştirilecek olan Sürmeli Festivali kapsamında şarkı yarışması düzenledi. Ancak, yarışmanın duyurusunun yeterince yapılmadığı belirtiliyor. Mahallî basın ve Yozgat sivil toplum kuruluşları da, konuya ilgisiz kalmakla eleştiriliyor.

Yozgat Valiliği, ‘Türk kültür mirası içinde Yozgat’ın yerinin canlı tutulması amacıyla’ “Yozgat Sürmeli Festivali Türk Sanat Müziği Şarkı Yarışması” düzenledi. Yarışma, seçici kurul üyeleri, jüri üyeleri, Yozgat Valiliği mensupları ile bunların birinci ve ikinci derece yakınları dışında herkese açık.

Yarışma sonunda birinciye 5 bin, ikinciye 4 bin, üçüncüye 3 bin TL. ödül verilecek. Mansiyona değer bulunan 7 eserin sahibi de bin 500 TL ile ödüllendirilecek.

Ancak, yarışmanın duyurusunun yeterince yapılmadığı belirtilirken, mahallî basın ve Yozgat sivil toplum kuruluşları da, konuya ilgisiz kalmakla eleştiriliyor.

Daha etkin bir duyuru için neler yapılabilir?

Yarışmaya katılım oranının yükseltilmesi ve Yozgat Türk Sanat Müziği repertuvarına nitelikli eserler kazandırılabilmesi için, (çok geç kalınmış olmasına rağmen) daha etkili bir duyuru yapılması gerektiği belirtilirken, bu konuda şu tavsiyelerde bulunuluyor:

- Yarışmanın duyuru metni ve şartnamesi, ulusal gazetelerin, kültür-sanat dergilerinin ve televizyonların kültür-sanat servislerine Valilik kanalıyla gönderilebilir.

- Ulusal televizyon ve radyo kanallarında yayınlanan müzik programlarının yapımcı ve sunucularıyla doğrudan irtibata geçilerek, kısa süreli de olsa röportajlar verilebilir.

- Yarışmanın duyuru metni ve şartnamesi, musikî cemiyetlerine gönderilebilir.

- Gerek Yozgat’ta gerekse Yozgat dışında faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşları, üyelerini bu yarışmadan haberdar ederek, duyurusunun yaygın bir şekilde yapılmasını isteyebilir.

- Şarkı yarışmasının, güftesi (sözleri) itibarıyla şairleri de yakından ilgilendirdiği hatırlatılarak, şairlerin de dikkati çekilebilir. Bu konuda, Türk Edebiyatı gibi edebiyat dergileriyle irtibata geçilebilir.

- Yozgat mahallî basını, internet sitelerine yarışma banner’ları yerleştirebilir. Kültür-sanat sayfalarında bu konuyu gündemde tutabilir. İrtibat hâlinde oldukları ulusal basındaki gazetecilerden, yarışma duyurusu konusunda yardımcı olmalarını isteyebilir.

Cehirlik Lâlesi’ne marka değeri kazandırılabilir

Yozgat’ın, Cehirlik Lâlesi’ne marka değeri kazandırıp, bunu hem ticarî bir ürüne hem de Yozgat’ı temsil eden estetik bir sembole dönüştürebileceği halde, bu konuda hiçbir çalışma yapmadığı belirtiliyor.

İstanbul bugünlerde asırlardır beraber yaşadığı lâlelerle dolu günler yaşıyor. Şehrin pek çok yerini rengârenk lâleler süslerken, 4. Uluslar arası Lâle Festivali de devam ediyor. 12-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen festival kapsamında, pek çok kültürel faaliyet düzenleniyor.

4. Uluslar arası Lâle Festivali İstanbul’da coşku dolu ve zengin içerikli faaliyetlerle devam ederken, Yozgat’ta yetişen “Cehirlik Lâlesi”nin adeta boynu bükük bir halde ilgisizliğe terk edilmiş olması, Yozgat için büyük bir kayıp olarak değerlendiriliyor.

Yozgat’ın, Cehirlik Lâlesi’ne marka değeri kazandırıp, bunu hem ticarî bir ürüne hem de Yozgat’ı temsil eden estetik bir sembole dönüştürebileceği halde, bu konuda hiçbir çalışma yapmadığı belirtiliyor.

Yozgat Valiliği’nin ve Yozgat Belediyesi’nin, Lâle Festivali’nden önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile irtibata geçip, “Cehirlik Lâlesi”ni Anadolu’nun estetik bir kültür unsuru olarak festivale dâhil edebileceği halde, buna yönelik bir çalışma yapmaması eleştiriliyor.

Bu yılki fırsatın kaçırıldığına işaret edilirken, gelecek yılki Lâle Festivali için şimdiden hazırlık yapılabileceği ifade ediliyor.

Yozgat Valiliği ve Yozgat Belediyesi neler yapabilir?

- Bozok Üniversitesi, Yozgat Tarım İl Müdürlüğü ve Yozgat Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü tarafından oluşturulacak bir heyetin, Cehirlik Lâlesi hakkında bilimsel bir araştırma yapmasını sağlayabilir.


- Bu araştırma ışığında, Cehirlik Lâlesi’nin yüksek kalitede fotoğraflarını çektirip, usta grafikerlere grafik çizimlerini yaptırabilir.

- İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili birimi ile resmî irtibata geçip, Yozgat Cehirlik Lâlesi’nin, festival kapsamında değerlendirilebilmesi için görüşmelerde bulunma talebini iletebilir. Bu konuda hazırlanan dosya ile birlikte görüşmeler yapılabilir. Festival etkinlikleri kapsamında Valilik ve Belediye olarak kültürel etkinlikler düzenleme, stand açma talebini iletebilir.

- Yozgat Valiliği ve Yozgat Belediyesi, İstanbul Uluslararası Lâle Festivali’ne yönelik bu teşebbüslerini sürdürürken, Yozgat’ta da Cehirlik Lâlesi konulu kompozisyon, şiir, resim ve fotoğraf yarışmaları düzenleyebilir. Yarışmaların ödül törenini ise Sürmeli Festivali’nde gerçekleştirebilir.

- Cehirlik Lâlesi’nin desenlerini taşıyan t-shirt, başörtüsü, şapka vs. hazırlatabilir.

- Cehirlik Lâlesi için özel bir web sitesi kurabilir. Resmî heyet tarafından hazırlanan dokümanların bu sitede kaliteli görsellerle birlikte yayınlanmasını sağlayabilir.

11 Nisan 2009 Cumartesi

Yozgat Valiliği bu filmi takibe almalı

Birinci Dünya Savaşı’nda Anadolu’da Türklere karşı savaşan Teğmen Elias Henry Jones’un Yozgat’taki esir kampından kaçış hikâyesinin anlatıldığı “The Road to En-dor” adlı romanın sinemaya uyarlanması için başlatılan çalışmalar devam ediyor.

2012 yılında tamamlanması planlanan bu Hollywood filminde Yozgat’ın ve Yozgatlıların beyaz perdeye ne şekilde yansıtılacağı henüz bilinmiyor. Yozgat Valiliği’nin, filmin yapımcısı ve senaristi ile irtibata geçerek, Yozgat’ın dünyaya kötü bir imajla tanıtılmasının önüne geçmesi gerektiği belirtiliyor.

Yozgat Muhabir, 15 Kasım 2008 tarihinde, “Yozgat esir kampı, Hollywood filmi oluyor” başlıklı bir haberle, konuyu Yozgatlıların dikkatine sunmuştu. Ancak, konusu Yozgat’ta geçen bir Hollywood filmini ne mahallî basın merak etti, ne de Yozgat’ın mülkî amirleri…

Yapımcılığını Hillary Bevan Jones’un üstlendiği filme henüz yönetmen aranıyor. Filmi çekmeye kararlı gözüken ekip, çalışmalarını 2012 yılında tamamlamayı planlıyor.

İngiliz Teğmen Jons’un Yozgat’tan kaçış hikâyesi

Anadolu’da Türklere karşı savaşan Teğmen Elias Henry Jones’un 1920’de kaleme aldığı ve gerçek hikâyelerden yola çıkılarak yazıldığı iddia edilen roman, İngiliz bilimkurgu yazarı Neil Gaiman ile Amerikalı illüzyonist ve komedi ustası Penn Fraser Jillette’i bir araya getirdi. Filmin yapımcılığını ise Teğmen Jones’un torunu Hillary Bevan Jones üstlenecek.

Film, Türklerle savaşırken Yozgat’taki kampa düşen sihirbazın, hileli cihazlar, ruh çağırma seansları, zihin oyunları, hayalet efektleri, sahte intihar gibi yöntemleri kullanarak kampın Türk komutanını etkilemesini anlatıyor.

Yeni projeleri sebebiyle heyecanlı olduklarını belirten Gaiman, şunları söylüyor:

“Bir başkasının hikâyesi üzerinde çalışmak, kendi hikâyemin uyarlanması için çalışmaktan daha eğlenceli olabiliyor. Çünkü, konuyu istediğim gibi parçalayıp oynamak beni çok rahatsız etmiyor.”

Senarist Gaiman kimdir?

1960 doğumlu Neil Richard Gaiman, Amerika’da yaşayan bir İngiliz. Yahudi bir ailenin çocuğu olduğu kaydediliyor. Bilim kurgu romanları, çizgi roman senaryoları, çocuk kitapları, şiirler ve şarkı sözleri yazıyor. Babasının Scientology tarikatının bir üyesi olduğu, kendisinin Hristiyan okullarında eğitim aldığı belirtiliyor.

V for Vendetta ve Watchman’in yaratıcısı Alan Moore ile olan dostluğu sonrasında çizgi roman maceraları yazmaya başlayan Gaiman, birçok yayımcı için çalışmış. Ancak onu şöhrete ulaştıran seri The Sandman olmuş. Morpheus isimli ‘Rüya Tanrısı’nın hikâyesini anlatan Sandman, 89-96 yıllarında seri olarak yayınlanmış. Seriden sonra da Grafik Roman şeklinde yayınlanan hikâyeleri olmuş. Arkabahçe Yayınları tarafından Türkçe’ye çevrilen bu eser, pek çok ödül almış.

Sandman’den sonra roman yazmaya ağırlık veren Gaiman, Stardust (2000), American Gods (2001), Coraline (2002), Anansi Boys (2005) gibi romanları ile New York Times Bestseller listelerine giren ve yeni romanları ilgiyle beklenen bir yazar olmayı başarmış. Romanlarının, İngiliz mizah anlayışı ile Amerikan macera-korku romanlarının bir bileşimi olduğu ifade ediliyor.

Gaiman’ın hikâyeleri, pekçok filme de çevrilmiş. Gaiman’ın, bir röportajında Gılgamış Destanı’nı senaryolaştırmak istediğini belirtmiş.

4 Nisan 2009 Cumartesi

“Sürmeli” ile gidip “Arjantin Tangosu” ile dönmek

Yozgat Lisesi Mezunları Derneği tarafından düzenlenen ‘mezunlar günü’ programına dair bir ayrıntı, Yozgat folkloru ve Yozgat kültürü adına beni derinden üzdü.

Anadolu Ajansı tarafından yayınlanan ve Yozgat basınında da yer alan habere göre, dans hocası Metin Yazır, Türkiye Tango şampiyonu Ahmet Dündar ve dans hocası Hicran Akın, Yozgat Askerî Gazinosu’nda düzenlenen programda Tango gösterisi sunmuşlar.

“Ee, ne var bunda?” diyeceksiniz… Bu hâliyle bir mesele yok. Gecede bir tango gösterisi sunulması, programı düzenleyenlerin bir tercihidir. Anlaşılıyor ki, derneğin yönetim kurulu, Yozgatlı bir dans şampiyonunun “Arjantin Tangosu”nu icra etmekteki başarısını Yozgat adına bir gurur vesilesi olarak kabul etmiş ve bu gururu davetlilerle de paylaşmak, geceye de bir renk katmak istemişler… Muhtemeldir ki, “geri kalmış bir şehir” olarak bilinen Yozgat’tan da “Batı kültürü”ne vâkıf “modern” bir dansçının çıktığının bilinmesinde fayda görmüşlerdir…

Türkçe Tango şarkıları, pek çoğumuzun zihninde duygusal çağrışımlar oluşturan, kendine has bir tarzı ve ritmi olan şarkılar… “Sevdim bir genç kadını…” diye başlayan ve; “Kemanımla ona bir ses verebilseydim eğer / Bu sesimle ona ersem, bana dünyaya değer / Ne yazık ki, deniz engin, şu ufuklar ölgün / Bin elemle doğuyor her yeni gün…” nakaratıyla pek çok kişi tarafından bilinen ve sevilen şarkı, bunlardan birisi.

“Papatya gibisin beyaz ve ince / Eziliyor ruhum seni görünce / İsmin dudaklarımı yakıyor neden / Nedir bu çektiğim senin elinden…” mısralarıyla başlayan şarkı da, Türkiye’de bir dönem oldukça rağbet gören tango şarkılarındandı… Bu ve benzeri şarkıların, Türkiye genelinde bir dönem milyonlarca müziksever tarafından beğeniyle dinlendiği, pek çok şarkının da hâlâ pek çok kişinin hafızasında hatıralarını barındırdığı muhakkaktır.

Kültür-sanat, sorumluluk ve hassasiyet ister

Yozgat Lisesi Mezunları Derneği Yönetim Kurulu’nun niyetinin iyi olduğundan hiç şüphem yok; ama ben farkında olunmadan yapılan çok ciddi, çok vahim bir hataya işaret etmek istiyorum.

Anadolu Ajansı’nın haberine göre, Tango şampiyonu Ahmet Dündar, Yozgat’taki programın sonunda, Anadolu bozkırında geleneksel halk danslarının yaygın olarak yapıldığını hatırlattıktan sonra, “tangonun da bu halk dansları figürlerine uygun olduğunu” söylemiş. Dündar, “Anadolu bozkırında tangoyu sevdirip, yaygınlaştırmak için yola çıktık. Anadolu’nun değişik şehirlerinde tango yapacağız, gerekirse kurslar açacağız” demiş.

Cehalet ve hakaret

Kimse kusura bakmasın, bu sözler hem bir cehalet hem de bir hakarettir.

Çünkü, bir dans türü olarak Tango, Arjantin genelevlerinde doğmuştur. Tango’nun tarihinin anlatıldığı hangi ansiklopediye baksanız, bu bilgiyi bulabilirsiniz.

“Tango” kelimesinin kökeni hakkında kesin bir bilgi olmasa da, bu kelimenin Latince’de “dokunmak” anlamına gelen “tangere” fiilinden türetilmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı kaynaklarda bir “ön sevişme” olarak da tabir edilen tango’nun, arjantin pavyon ve genelevlerinden dünyaya yayıldığı belirtiliyor. Tango’nun genelevlerden dünyaya yayılmaya başladığı ilk yıllarda, “ahlâksız-müstehcen” bulunduğu için, bazı Avrupa ülkelerinde anne babaların çocuklarına bu dansı yasakladıkları ifade ediliyor.

Elbette, Tango zaman içinde pek çok değişiklik göstermiş, toplumlarda ona yüklenen anlamlar ve algılama biçimi değişmiştir. Fakat, her sanat dalı bir zihniyetin, bir kültürün ürünüdür ve onun izlerini, sembollerini, figürlerini taşır.

Hangi figürler benziyor?

Şimdi, Yozgat’tan “Sürmeli” türküsü ile gidip, “Arjantin Tangosu” ile döndükten sonra, bambaşka bir kültürün ürünü olan Türk Halk Oyunları’nın tamamen bize has figürlerinin, Arjantin genelevlerinde doğup oradan dünyaya yayılan tango’nun figürleriyle “uyumlu” olduğunu ileri sürmek, önce büyük bir cehalet, sonra da Türk kültürüne, Yozgat folkloruna hakarettir.

Anadolu, kendini bilen aydın arıyor

1972-77 yılları arasında Yozgat Belediye Başkanlığı yapan Cevdet Dündar’ın oğlu olduğunu öğrendiğim Ahmet Dündar’ın dans icra etmedeki kabiliyetine ve başarısına bir sözüm yok. Görmediğim için bir değerlendirme yapamayacağım gibi, değerlendirme yapmak da dans ustalarına düşer. Benim işaret ettiğim husus, konunun kültürel boyutu…

Ahmet Dündar, “Anadolu bozkırında tangoyu sevdirip, yaygınlaştırmak için yola çıktık. Anadolu’nun değişik şehirlerinde tango yapacağız, gerekirse kurslar açacağız” demiş. Keşke bu kabiliyetini Yozgat Halk Oyunları’nın ya da daha geniş bir çerçeveyle, Türk Halk Oyunları’nın tanıtımı için kullansaydı.

Keşke, Anadolu’nun “Arjantin Tangosu”na değil, kendini bilen aydınlara ihtiyacı olduğunu anlasaydı…

Tepki gösterdiğim şey ne?

Yazımın yanlış anlaşılmaması için, tepkimin sebebini kısaca özetleyeyim:

Benim tepkim, Yozgat’ta tango gösterisi sunulmuş olmasına değil. O bir tercih meselesi. İsteyen istediği gösteriyi sunar. İnsanların kabiliyetlerine ve başarılarına saygı duyarım… Benim tepkim, Ahmet Dündar’ın, tango’nun figürlerinin, Türk Halk Oyunları’ndaki figürlerle ‘uyumlu’ olduğunu, benzerlik gösterdiğini iddia etmesine… Tango başka bir kültürün, bizim halk oyunlarımız ise bambaşka bir kültürün ürünü… Figürler de o kültürlerin yansıması… Tango figürlerini halk oyunlarımızdaki figürlere benzetmek, önce cehalet, sonra da hakarettir. Tepkimin özü, özeti bu… Yani, bu konu dinî ya da ahlâkî bir tartışma değil, tamamıyla kültürel bir tartışma konusudur...

Tarihî Yozgat Lisesi, Abdülhamid döneminde açılmış

“Mezunlar günü”nü, Yozgat Lisesi Mezunları Derneği düzenliyor. Yozgat Lisesi neresi? 1895 yılında İkinci Abdülhamid döneminde açılmış tarihî bir okul. Yozgat Lisesi’nin mezunları arasında, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’ten, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’a kadar pek çok ünlü isim yer alıyor.

Kütüphanesinde 12 bin 176 kitap var

Yozgat Lisesi, binasının tarihî özelliğinin yanı sıra, 12 bin 176 kayıtlı kaynak eseri barındıran bir kütüphaneye sahip olmasıyla da ayrı bir değer taşıyor. Yozgat’ta “Taş Mektep” veya “Sarı Mektep” olarak bilinen okulda, Cumhuriyetin 75. yılında bir de okul müzesi oluşturulmuş.

Yozgat Yozgat olalı böyle zulüm görmedi

Hani, Bayburt’a ve Sivas’a maledilen bir hikâye anlatılır…

Türk Müziği’nin Türkiye radyolarında çalınmasının yasak olduğu Cumhuriyetin ilk yıllarında, Klasik Batı Müziği’ni halka sevdirmek için, Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde konserler veriliyormuş. Sivas’taki konserden sonra bir paşa, konsere getirilen bir Sivaslı’ya sormuş: “Konseri nasıl buldun?” Sivaslı köylü hiç beklemeden cevap vermiş: “Valla paşam, Sivas Sivas olalı böyle zulüm görmedi…”

Şimdi, bu tango faslından sonra, mecazî anlamdaki o cümleyi Yozgat için de söyleyebiliriz herhalde:

“Yozgat Yozgat olalı, böyle zulüm görmedi…”

Sürur Öztürk - Yozgat Muhabir
E-Mail: surur-ozturk@hotmail.com

2 Nisan 2009 Perşembe

Yozgat Lisesi’nin kütüphanesinde 12.176 kitap var

Yozgat Lisesi Mezunları Derneği, Yozgat Askerî Gazinosu’nda düzenlediği programla, tarihî Yozgat Lisesi mezunlarını bir araya getirdi.

Dernek Başkanı Sedat Sefa Yılmaz ve yönetim kurulu üyeleri, programdan önce Yozgat Valisi Amir Çiçek’i makamında ziyaret ederek, derneğin faaliyetleri hakkında bilgi verdiler ve geceye davet ettiler.

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Vali Çiçek, 140 yıllık tarihinde Yozgat’a ve Türkiye’ye sayısız değerler katan böylesine güzîde bir okulun mezunları ile bir araya gelmekten mutluluk duyacağını ifade etti.

Gecede, Yozgat Lisesi mezunları bir araya gelerek, öğrencilik yıllarını adeta yeniden yaşadılar.

Geceye, lisenin eski mezunlarının yanı sıra, Yozgat Valisi Amir Çiçek ve eşi Hülya Çiçek, 29 Mart seçimlerinde ikinci kez Yozgat Belediye Başkanı seçilen Yusuf Başer ve Bozok Üniversitesi Rektörü İnci Varinli de katıldı.

1895’ten bugünlere…

1895 yılında İkinci Abdülhamid döneminde açılan tarihî Yozgat Lisesi’nin mezunları arasında, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’ten, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’a kadar pek çok ünlü isim yer alıyor.

Kütüphanesinde 12 bin 176 kitap var

Yozgat Lisesi, binasının tarihî özelliğinin yanı sıra, 12 bin 176 kayıtlı kaynak eseri barındıran bir kütüphaneye sahip olmasıyla da ayrı bir değer taşıyor. Yozgat’ta “Taş Mektep” veya “Sarı Mektep” olarak bilinen okulda, Cumhuriyetin 75. yılında bir de okul müzesi oluşturulmuş.

27 Mart 2009 Cuma

Adayların hatırlamadığı konu: Kültür-Sanat

29 Mart seçimleri öncesi Yozgat Belediye Başkanlığı için aday olan siyasetçiler, pek çok konuda seçmenlere vaadlerde bulunurken, “kültür-sanat” alanında nasıl bir politika uygulayacaklarına dair herhangi bir beyanda bulunmadılar.

İleri gazetesinin kültür ve sanata karşı hassasiyetiyle dikkat çeken yazarlarından Siyami Yozgat, “Sanata Dair” başlıklı yazısında, bu eksikliğe dikkat çekerek, şöyle yazdı:

“Seçeceğimiz yeni belediye başkanına düşen görevlerden biri de, şehrimizde sanatsal etkinliklere daha fazla katkıda bulunmak, belediye konservatuvarından sanat atölyelerine, pek çok güzelliği toplumumuza kazandırmaktır.”

Siyazmi Yozgat’a göre, toplumun estetik bakış açısını kaybetmesi, çevremizdeki güzelliğin, inceliğin, aydınlığın kaybolmasına yol açıyor. Bu yüzden de, hayatımız gittikçe daha anlamsız ve zevksiz hâle geliyor.

Estetik kaygılardan uzaklaşmak, toplumu bedii zevkleri körelmiş, gönlü kararmış çürümeye başlamış bir topluma dönüştürüyor. Sanatın getirdiği güzelliklerden her geçen gün biraz daha uzaklaşılması, kültürel değerlerimizi de kaybetmemize sebep oluyor.

Yazısında, kültürel değerlerin kaybedilmesi sonucunda, toplum hayatında ortaya çıkan yozlaşmaya dair örnekler de veren Yozgat, bir belediye başkanının kültür ve sanat alanında da sorumlulukları olduğunu hatırlattı. Yozgat, şu çağrıda bulundu:

“Yerel seçimlerin yapılacağı bu günlerde, sanatı yeniden gündemimize almanın, sanatla yeniden hayatımızı anlamlandırmanın; yavanlaşmanın, sığlaşmanın, kirlenmenin içinde debelendiğimiz bu ortamda sanatla yeniden dirilmenin, dünyaya daha güzel bakmanın tam vaktidir.”

16 Mart 2009 Pazartesi

Başka illerdeki Yozgatlıların
en çoğu Ankara’da, en azı Kilis’te yaşıyor

Yozgat dışında yaşayan Yozgatlıların 284 bin 416’sı Ankara’da, 117 bin 466’sı İstanbul’da yaşıyor. Bunu 50 bin 642 kişiyle Kayseri, 27 bin 587 kişiyle de İzmir takip ediyor.

Yozgatlı olmayıp da Yozgat’ta yaşayanların sayısı ise hiç de az değil: 20 bin 679. İstatistiklere göre, Yozgat’ta en fazla Kırşehirliler, en az da Nevşehirliler yaşıyor.

Valilik, nüfus istatistiklerini açıkladı

Yozgat Valiliği, sivil toplum kuruluşlarından özellikle kültür, yardımlaşma ve dayanışma amacıyla kurulan derneklerin çalışmalarına katkıda bulunmak amacıyla, Yozgat’ın nüfusuna dair istatistik bilgilerini açıkladı.

Yozgatlıların toplam sayısı: 1 milyon 75 bin 637

Türkiye genelinde, Yozgat nüfusuna kayıtlı 1 milyon 75 bin 637 kişi bulunuyor. Bu kişilerden 447 bin 258’i, ilçe, belde ve köyler de dahil olmak üzere Yozgat’ta yaşıyor.

Geriye kalan 628 bin 379 Yozgatlı ise, Ankara’dan Konya’ya kadar pek çok ile yayılmış durumda. Yozgat’ın mevcut nüfusu ise, Yozgatlı olmayıp da Yozgat’ta yaşayanlarla birlikte, 484 bin 161.

Yozgat Valiliği’nin web sitesinde yayınlanan bilgiler, şehir dışında yaşayan Yozgatlıların illere göre dağılımının yanı sıra, başka illerin nüfusuna kayıtlı vatandaşların Yozgat’taki sayısına kadar ilginç veriler sunuyor.

Yozgat Valiliği’nin Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine dayanarak yayınladığı rakamlara göre, şehir dışında yaşayan Yozgatlıların en çoğu Ankara’da, en azı ise Konya’da ikamet ediyor.

Yozgat dışında yaşayan Yozgatlıların illere göre dağılımı

Ankara: 284 bin 416,
İstanbul: 117 bin 466,
Kayseri: 50 bin 642,
İzmir: 27 bin 587,
Bursa: 21 bin 524,
Antalya: 16 bin 167,
Kırıkkale: 10 bin 774,
Kocaeli: 8 bin 56,
Kırşehir: 7 bin 437,
Konya: 5 bin 90,
Iğdır: 185
Artvin: 153
Bayburt: 131
Gümüşhane: 120
Kilis: 86

Yozgat’ta en fazla Kırşehirli, en az Hakkârili yaşıyor

Valiliğin verileri, Yozgat’ın, Yozgatlı olmayan çok sayıda vatandaşımıza da ev sahipliği yaptığını ortaya koyuyor. İstatistiklere göre, Yozgat’ta en fazla Kırşehirliler, en az da Hakkârililer yaşıyor. Tokatlı olan Yozgat Valisi Amir Çiçek’in, Yozgat’ta bin 564 hemşehrisi var...

8 bin 938 Kırşehirli
2 bin 775 Kayserili
Bin 917 Çorumlu
Bin 564 Tokatlı
Bin 491 Sivaslı
Bin 454 Ankaralı
Bin 210 Kırıkkaleli
Bin 82 Nevşehirli
Iğdır ve Şırnaklı 54
Batman ve Kocaelili 51
Kırklarelili 33
Tekirdağlı 31
Tuncelili 26
Yalovalı 22
Bilecikli 20
Hakkârili 11

Tabloda bütün iller ayrı ayrı yazılırken, “Iğdır ve Şırnak” ile “Batman ve Kocaeli”nin beraber yazılmasının sebebi anlaşılamadı. Iğdırlı, Şırnaklı, Batmanlı ve Kocaelili vatandaşlarımız da Yozgat’taki hemşehrilerinin sayısını diğer şehirler gibi müstakil olarak görmek istiyorlar.

15 Mart 2009 Pazar

Valilik korosundan sanat,
Belediye korosundan halk müziği konseri

Yozgat Valiliği Türk Sanat Müziği Korosu ile Yozgat Belediyesi Nida Tüfekçi Türk Halk Müziği Korosu, Yozgatlı müzikseverlerin huzuruna çıkmaya hazırlanıyor.

Vali Amir Çiçek, eşi Hülya Çiçek ve Yozgat Milletvekili Mehmet Çiçek, dün tarihî Hayri İnal Konağı’nda konser provaları yapan Türk Sanat Müziği Korosu’nun seslendirdiği eserleri dinlediler.

Vali Çiçek, Yozgat Valiliği Türk Sanat Müziği Korosu, Yozgat Belediyesi Nida Tüfekçi Türk Halk Müziği Korosu, Yozgat Valiliği Çocuk Korosu ve tiyatro alanında yapılan bütün çalışmaları her zaman desteklediğini belirterek, şunları söyledi:

“İlimizde bu tarz etkinliklerin daha fazla çoğalmasının, 2023 Gelişim Vizyonu’nda sanat alanında hedeflediğimiz yere gelinmesi konusunda önemli katkıları olacaktır. Böyle bir koroyu hazırlayıp ilimize kazandıran başta koro Şefi Faruk Şahin olmak üzere herkese teşekkür ediyorum.”

Belediye Korosu da konsere hazırlanıyor

Kültür Bakanlığı Koro Şefi Adnan Şahin yönetiminde 4 yıldır çalışmalarını sürdüren Yozgat Belediyesi Nida Tüfekçi Türk Halk Müziği Korosu, bu yılın ikinci konserinin hazırlıklarına Belediye Gençlik Merkezi’nde başladı.

Nida Tüfekçi THM Korosu, Yimpaş Kültür Merkezi’nde 20 Mart’ta verilecek konserde başta Yozgat türküleri olmak üzere birçok yöreye ait türküler seslendirecek. Yozgat Belediye Başkanı Yusuf Başer, konser hakkında şu açıklamada bulundu:

Konser ücretsiz, bütün Yozgatlılar davetli

“Koromuzun bu yılki ikinci konserinin daha geniş katılımlı olacağını düşündüğümüz için Yimpaş Kültür Merkezi Salonu’nda yapmayı uygun gördük. Ücretsiz olan konsere tüm Yozgat halkımız davetlidir. 52 kişiden oluşan koromuz, Nisan ayı içinde Yozgat Polis Meslek Yüksek Okulu ve Akdağmadeni İlçesinde bir konser verecek.”

14 Mart 2009 Cumartesi

Ahmet Sargın’a imzasız şiirle destek

Yozgat Şairler ve Yazarlar Birliği Başkanı ve İleri gazetesi yazarı Ahmet Sargın, aynı gazetenin yazarı Siyami Yozgat’ın kendisine yönelik eleştirilerine karşılık, kendisine destek vermek için yazılmış bir şiiri, gazetedeki köşesinde yayınladı.

Ahmet Sargın, İleri gazetesindeki köşesinde önce, altında “Ahmet Sargın” imzası bulunan “Yozgat’a sevdalı bir garip ozan” isimli bir şiir yayınladı. Şiirin bir dörtlüğü şu mısralardan oluşuyor:

Göreni sevdirir, tatlı sözleri,
Kıvılcım saçıyor yeşil gözleri,
Herkesi büyüler sıcak yüzleri,
Yozgat'a sevdalı, bir garip ozan.

Ahmet Sargın, kendi kendisini mi methetti?

Ahmet Sargın’a methiyeler dizilen bu dörtlüğün de yer aldığı şiirin altında, “Ahmet Sargın” imzası bulunuyor. İleri gazetesinin web sitesindeki bu durum, “Ahmet Sargın kendi kendini mi methetmiş, yoksa bu şiir kendisine ait değil de, yanlışlıkla mı altına kendi ismi yazılmış?” sorusunun sorulmasına sebep oldu. Yozgat kültür-sanat çevrelerinde, bu hususun açıklığa kavuşturulması bekleniyor.

Şiirle cevap

Ahmet sargın, bu şiirin devamında, kendisine destek vermek için yazılmış olan bir şiiri de yayınladı. Kim tarafından yazıldığı belirtilmeyen “Ahmet Sargın Hocama” başlıklı imzasız şiir, şöyle:

Şiir bir insanın duygu selidir
Yağmuru görmeyen bilemez hocam
Şiir muhabbetin kutlu yoludur
Gönlü dar olanlar gidemez hocam.

Ağzı olan konuşuyor her sözü
Sakın ha bu laflar üzmesin sizi
Şiir bir insanın duygu denizi
Yüzmeyi bilmeyen giremez hocam.

Aldırma bunlara ağrıtma başı
Meyveli ağaca atarlar taşı
Kurunun yanında yakarlar yaşı
Kimisi bunları bilemez hocam.

Bilmek gerek saplar ile samanı
Fütursuzca sözler sıkmasın canı
Biz biliriz gerçek ile yalanı
Kalp gözü kör olan göremez hocam.

Herkes sizler gibi gayretli olsa
Herkes bu davanın ucundan tutsa
Yermek yerine az gayretin katsa
Ortamı böylece geremez hocam.

Yermek gerek edebince olmalı
Söylenilen sözden ibret almalı
Kol kırılsa yen içinde kalmalı
Bazılar bu sırra eremez hocam.

Şiir de çok şair de çok Yozgat'ta
Bunların kıymeti bilinmez hatta
Kalemine gene muhabbet kat ta
Şeytan hiç araya giremez hocam.

Tartışmanın geçmişi

İleri gazetesi yazarı ve Sorgun Temsilcisi Siyami Yozgat, Şehriyar dergisinde yayınlanan bir mülâkatında, “Yozgat’ın şairi bol, şiiri kıt” deyince, aynı gazetenin “Yozgat Şairler ve Yazarlar Birliği Başkanı” unvanını da taşıyan yazarı Ahmet Sargın ile aralarında bir şiir polemiği başlamıştı. Siyami Yozgat, sadece “Yozgat’ın şairi bol, şiiri kıt” iddiasında bulunmakla kalmamış, isim vermeden, Yozgat Şairler ve Yazarlar Birliği’nin Sürmeli Festivali bünyesinde düzenlediği “Şiir Şöleni”ni de eleştirmişti.

Dernek Başkanı Sargın da, Yozgat’ın eleştirilerine kendi sütunundan tepki göstermişti. Tartışmaya dolaylı yollardan başka isimler de katılınca, Siyami Yozgat, “Şiir üzerine tezler-1” ve “Şiir üzerine tezler-2” başlıklı iki yazı daha kaleme alarak, Ahmet Sargın’ın tepkisine sebep olan iddialarını savunmayı sürdürmüştü.

Siyami Yozgat, tartışmaların ardından, “Yozgat’ın romanı” başlıklı bir yazı daha kaleme alarak, iddia ve eleştirilerinin çapını daha da genişetmişti.

9 Mart 2009 Pazartesi

Bu tartışma üniversiteye taşınmalı

İleri gazetesinin iki yazarı Siyami Yozgat ile Ahmet Sargın arasında cereyan eden şiir tartışmasının üniversite ortamına taşınmasının, Yozgat’ın kültür-sanat seviyesinin yükselmesine katkı sağlayacağı ifade ediliyor.

Bu konuya dair bir panelin, Bozok Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ya da İl Kültür Müdürlüğü tarafından düzenlenebileceği; panelin organizasyonunun da İleri gazetesi tarafından yapılabileceği belirtiliyor.

Yozgat’ın günlük gazetelerinden İleri’nin iki köşe yazarı arasındaki şiir tartışması, gündemin birinci sırasında yer alan 29 Mart seçimlerinin gölgesinde kalsa da, kültür-sanat çevrelerinin dikkatinden kaçmadı.

“Yozgat’ın şairi bol, şiiri kıt”

İleri gazetesi yazarı ve Sorgun Temsilcisi Siyami Yozgat, Şehriyar dergisinde yayınlanan bir mülâkatında, “Yozgat’ın şairi bol, şiiri kıt” deyince, aynı gazetenin “Yozgat Şairler ve Yazarlar Birliği Başkanı” unvanını da taşıyan yazarı Ahmet Sargın ile aralarında bir şiir polemiği başladı. Siyami Yozgat, sadece “Yozgat’ın şairi bol, şiiri kıt” iddiasında bulunmakla kalmamış, isim vermeden, Yozgat Şairler ve Yazarlar Birliği’nin Sürmeli Festivali bünyesinde düzenlediği “Şiir Şöleni”ni de keskin kelimelerle eleştirmişti.

Dernek Başkanı Sargın, Yozgat’ın eleştirilerine kendi sütunundan tepki gösterdi. Tartışmaya dolaylı yollardan başka isimler de katılınca, Siyami Yozgat, “Şiir üzerine tezler-1” ve “Şiir üzerine tezler-2” başlıklı iki yazı daha kaleme alarak, Ahmet Sargın’ın tepkisine sebep olan iddialarını savunmayı sürdürdü.

Siyami Yozgat, ‘sessiz bir hararetle’ devam eden tartışmaların ardından, “Yozgat’ın romanı” başlıklı bir yazı daha kaleme alarak, iddia ve eleştirilerinin çapını daha da genişetti. Siyami Yozgat, eleştirilerini “yıllardır, Yozgatlı sanat edebiyat erbabının, üniversite hocalarının yapması gerekenleri hatırlatmak, tabiri caizse şiirimizi tartışmaya açmak için” dile getirdiğini belirterek, bu tartışmanın üniversite ortamında ya da bir televizyon programında karşılıklı olarak yapılabileceğini ifade etti. Yozgat, şunları yazdı:

Açık oturuma davet

“Ben, yazdıklarımdan gocunan arkadaşların; ‘Gel kardeşim, ne diyorsun sen? Şiir şöyle şöyle olmalıdır mı diyorsun? Bunu üniversitede, edebiyat fakültesinde tartışalım. Hocalarımız hakem olsun, öğrencilerimiz de katılsın tartışmaya. Herkesin saçı önüne dökülsün’ ya da ‘Yozgat’ın yerel televizyonunda bir tartışma programı düzenleyelim, şiirimizi masaya yatıralım, herkes eteğindeki taşı döksün’ demelerini beklerdim.”

Siyami Yozgat’ın bu satırları, eleştirilerine tepki gösterenleri kamuoyuna açık bir şekilde karşılıklı tartışmaya davet etmek olarak yorumlandı.

İleri gazetesi üniversitede panel düzenlesin

Tartışmayı takib eden kültür sanat çevreleri ise, bu tartışmanın üniversite ortamına taşınmasının, Yozgat’ın kültür, sanat ve edebiyat ortamının gelişmesine katkı sağlayacağını düşünüyor.

Bu konuya dair bir panelin, Bozok Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ya da İl Kültür Müdürlüğü tarafından düzenlenebileceği; panelin organizasyonunun da İleri gazetesi tarafından yapılabileceği belirtiliyor.