19 Ekim 2009 Pazartesi

Nikâh resimleriyle zamanda yolculuk

Yozgat-Sorgun Belediyesi, 1939-1987 yılları arasında nikâhları kıyılan çiftlerin belediye kayıtlarındaki vesikalık fotoğraflarını internet sitesinde yayınlıyor. Resimlerin altında, çiftlerin isimleri ve nikâh tarihleri de yer alıyor.

19 Eylül 2009 Cumartesi

Yozgat yeniden ilim irfan yuvası olabilir

İslâm Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Yozgat’ın geçmişte ilim irfan yuvası olduğunu hatırlatarak, Bozok Üniversitesi sayesinde Yozgat’ın tekrar tarihteki konumuna gelebileceğini söyledi.

Yozgat Belediye Başkanı Yusuf Başer’in daveti üzerine dün baba ocağı Yozgat’a gelen İKT Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Yozgat Valisi Amir Çiçek’i makamında ziyaret etti. Dedesi Hacı Aziz Efendi’nin yaşadığı tarihî konağı ve Çapanoğlu Büyük Camisi’ni de ziyaret eden Prof. İhsanoğlu, tarihî konağı yeniden yaptırmak ve Yozgat’ın kültür hayatına hediye etmek istediğini söyledi.

18 Eylül 2009 Cuma

Yozgat esir kampı Hollywood filmi oluyor

Birinci Dünya Savaşı’nda Anadolu’da Türklere karşı savaşan Teğmen Elias Henry Jones’un Yozgat’taki esir kampından kaçış hikâyesinin anlatıldığı “The Road to Endor” adlı roman sinemaya uyarlanacak. 2012 yılında tamamlanması planlanan bu Hollywood filminde Yozgat’ın ve Yozgatlıların beyaz perdeye ne şekilde yansıtılacağı ise henüz bilinmiyor.

8 Eylül 2009 Salı

Gazetelerinde fotoğrafı olmayan şehir...

Sürur Öztürk

Bu şehir, gazetelerinde, internet sitelerinde “fotoğrafı olmayan şehir…”

Yozgat İl Kültür Müdürlüğü, pekâlâ özel bir çalışma yaparak, sanat kaygısı da taşıyan profesyonel bir fotoğrafçıya güncel Yozgat fotoğrafları çektirebilir… Yozgat Valiliği, kültürel bir hassasiyet gösterip, şehrin folklorik dokusunu internete taşıyabilir…

Biliyoruz ki, acıları, sevinçleri, hayalleri ve umutlarıyla yaşayan bir şehir var orada… Var olmasına var da, nerede?.. Neredesin Yozgat, nerede?...

“Memmed’in dedesi aynen Atatürk’e benziyor”

Gız saçların, Dolambaç ve Nahninni adlı eserleri TRT repertuvarına alınmış olan Akdağmadeni doğumlu bağlama ustası ve emekli öğretmen Siyami Taştan, öğretmenlik yıllarına dair ilginç bir hatırasını anlatıyor.

Siyami Taştan’ın akdagmadenim.com’da yayınlanan röportajında anlattığı öğretmenlik hatırası şöyle:

13 Ağustos 2009 Perşembe

Sayar, Yozgatlı gazetecilerin yazdıklarını söyledi

Sürur Öztürk

Yozgatlı hikâye ve roman yazarı, şair, ressam ve gazeteci Abbas Sayar’ın vefatının 10’uncu yıldönümü münasebetiyle, dün Yozgat İl Kültür Müdürlüğü Konferans Salonu’nda bir panel düzenlendi.

Yozgat Valiliği’nin düzenlediği panelin konuşmacılarından birisi, Abbas Sayar’ın oğlu Prof. Dr. Ahmet Güner Sayar’dı. Prof. Sayar, konuşmasında Yozgat’a yönelik birtakım eleştirilerde bulundu.

Tarihî Roma Hamamı kalıntısı, cami avlusunda

Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde yayınlanan “Yöre Haber” gazetesi, tarihî Roma Hamamı’na ait olduğunu ileri sürdüğü bir kalıntının, Tomarca Köyü’ndeki caminin avlusunda durduğunu yazdı.

“Tarih, Tomarca Höyüğü Köy Camiinde Çıktı” başlıklı bir paragraflık fotoğraflı haberde, Yozgat Valisi Amir Çiçek’in Tomarca Höyüğü Köyü’ne yaptığı ziyaret sırasında, Roma Hamamı’na ait bir kalıntının cami avlusunda durduğunun Yöre Haber tarafından farkedildiği belirtiliyor. Haberin sonunda, “Yetkililerin dikkatine” uyarısı yer alıyor.

2 Ağustos 2009 Pazar

Hasret...

Mevsim itibariyle bu günlerde insanlar akın akın ya deniz sahillerine gidiyor ya da doğup büyüdükleri anayurdu olan memleketine gezmek, sılayı rahim yapmak için binlerce km. yol katederek geliyorlar. Binbir meşakkatle tatil için...

Gözleri görmüyor hiçbirşeyi, bunca yol katetmelerine rağmen. Yorulmuyorlar, tepelerine inen sıcağa aldırış da etmiyorlar. Yeter ki; menziline ulaşsın kazasız belâsız...

Uzun yıllar olmuş ayrılalı memleketlerinden. Kimisi bağ beklediği, kimisi koyun otlattığı, kimisi de kırda bayırda dolaştığı günleri hatırlıyor olmalı. Kır bekçiliği yapmış, ekin ekmiş, ekin biçmiş, sap saman sürmüş, hayvan otlatmış, kurt görmüş, kuş görmüş... O günlerin özlemini gideriyor bu günlerde.

Yozgat’ın Testi Kebabı’nı yediniz mi?

Türkiye'nin orta yerinde, Karadeniz'i Akdeniz'e, Doğu Anadolu'yu Batı bölgelerine bağlayan yolların kesiştiği noktada, Çamlık Millî Parkı'nın eteklerinde kurulu Yozgat'a yolu düşenler, yöreye özgü tescilli “Testi Kebabı”nı tadabilir.

Yıllarını lokanta işletmeciliğine veren isimlerden Kebap 66'nın sahibi Cahit Seçkin, testi kebabının tadına varıp bu lezzeti yeniden tatmak isteyenlerden sipariş aldıklarını, bu siparişlerin Ankara'dan Erzurum'a kadar uzandığını söylüyor.

Her iki kebabın da kendine özgü malzemesi ve hazırlanış biçimi var. Her usta bu lezzeti yakalamayı başaramayabilir. Kebapları uzak mesafelerden sipariş edenler, ısıtıp yeme imkânına sahipler.

Yozgat'ın tescilli damak tadı Testi Kebabı, adından da anlaşılacağı gibi, hazırlanan malzemeler su testisi içerisine doldurularak, pişirilip, servis ediliyor. Yöreye özgü tandır kebabı ise kuzu etinden yapılıyor.

Bir gün önceden taze kesilmiş koyun, kuzunun kaburga bölgesinden alınan et, terbiye edilip dinlendirildikten sonra, kor ateşte demirlere takılarak pişiriliyor.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Yozgat’ın meşhur Testi Kebabı Adana’da

Adana’da çeşitli yörelere ait yemekleri müsterilerine sunan “Mevlevî Sofrası” isimli lokanta, Yozgat mutfak kültürünün en meşhur kebaplarından “Testi Kebabı”nı da hazırlıyor. Lokantanın sahibi Eren Durmuş Eren, değişik yörelerin damak tadını bir araya getirerek, Adana Kebabı’na rakip olduğunu söyledi.

Erzurum’un Cağ, Yozgat’ın Testi ve Konya’nın da Fırın Kebabı’nı Adana’ya getirdiğini belirten Eren, “Sadece yemekleri değil ustalarını da Adana’ya getirdim. Farklı lezzet arayanların uğrak yeri hâline geldik” dedi.

Adana’da, şehrin sembolü hâline gelen kebabaptan günde yaklaşık 10 bin şiş tüketiliyor. Lokantaların yaklaşık yüzde 90’ının kebapçılardan oluştuğu Adana’da, farklı yörelere özgü yemek yapan iş yerlerinin sayısı da artıyor. Artık, Yozgat’ın Testi, Erzurum’un Cağ, Konya’nın Fırın Kebabı’nı da Adana’da görmek mümkün.

Adana’da kebaba alternatif olarak açılan işyerleri büyük ilgi görüyor. Özellikle şehirde kebap, kuşbaşı ve tavuktan başka lezzetler tatmak isteyenler, yöresel yemeklerin yer aldığı lokantaları tercih ediyor.

Yozgat, Konya ve Erzurum yemek kültürünü Adanalılarla buluşturan Mevlevî Sofrası’nın sahibi Eren Durmuş Eren, işyerini açmadan bir yıl önce ön araştırma çalışması yaptığını belirterek, işyerinin yerinin yanı sıra hangi tatlarda hizmet vereceğini uzun süre düşündüğünü söyledi. Konya’ya yaptığı bir gezi sırasında, Mevlevî Sofrası’nı açmayı düşündüğünü anlatan Eren, kâr-zarardan çok vatandaşlara farklı lezzetler sunmayı amaçladığını belirtti.

Kebabın Adanalılar için vazgeçilmez bir damak tadı olduğunu söyleyen Eren, “Ancak bunun değişebileceğini düşündüm. Artık insanlar kebap yerine farklı lezzetler arıyor. Bunu göz önüne alarak açtığım işletmede farklı yemek kültürünü Adanalılarla buluşturdum. Adana kebabına rakibiz” dedi.

Bir yıl öncesine kadar halı sektöründe faaliyet gösterdiğini belirten Eren, “Erzurum’un Cağ, Yozgat’ın Testi ve Konya’nın da Fırın Kebabı’nı Adana’ya getirdim. Bunların yanı sıra, bıçakarası ve Mevlâna yemeklerini de müşterilerimle buluşturdum. Sadece yemekleri değil ustalarını da Adana’ya getirdim. Farklı lezzet arayanların uğrak yeri hâline geldik” diye konuştu.

Adana’da günde yaklaşık 10 bin kebap satıldığına dikkat çeken Eren, kentte bir şube daha açmayı planladıklarını kaydetti. Durmuş Eren, Adanalıların artık farklı lezzetler için Konya’ya, Yozgat’a ve Erzurum’a gitmelerine gerek kalmadığını söyledi.

(Kaynak: Cihan Haber Ajansı)